nba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2012 Cuma

OKC - Spurs (6. Maç)









İki devrenin birbirinden çok farklılık gösterdiği bir maç izledik kesinlikle. Spurs'te her oyuncunun eliminasyon maçı olduğunun farkında başlaması ibreyi ilk dakikalarda Popovich'in takımına çevirdi ve yaptıkları sert savunma ile oluşturdukları farkı devre sonuna kadar korudular.

Spurs'te her oyuncunun konsantre olduğunu yazdık ancak ilk devre itibariyle Tony Parker'ı ayrı bir yere koymak haksızlık olur. Oyuna koyduğu ağırılığı daha somut bir şekilde anlatmak için şu istatistiği verelim: Spurs'ün ilk 27 sayısının hepsinde imzası vardı. Fransız oyuncunun muazzam performansının yanında Stephen Jackson, Kawhi Leonard, hatta 5. maçın kayıp ismi Gary Neal'ın da skora katkıda bulunması Spurs'ün farkı birden çok kez 18 sınırına getirmesini sağladı. Oklahoma City'nin evinde geri dönüş yapmasını engellemeleri de kesinlikle yaptıkları savunma ile oldu. Ritm yakalamalarına izin vermediler ve bireysel zorlamalar haricinde pek de bir üretim yapamadı Thunder. Her ne kadar Durant - Westbrook ikilisi 27 sayı üretmiş olsa da bunun yüzdeli veya verimli bir 27 sayı olduğunu söylemek zor.

Yukarıda da dediğim gibi iki devresi birbirinden çok farklı gelişen bir maç izledik. Momentumu ele geçirdiğinde rakibi sürklase etmek konusunda -özellikle kendi evinde- NBA'de Thunder'dan daha iyisi yok. Soyunma odasından, ikinci devrenin ilk 3-4 dakikasının belki de maçın gidişatını belirleyeceğinin farkında döndüler ve ilk kez karşılaşmanın hakimi olmayı başardılar.[1] Bu tip bir tempo yakaladıklarında gösterilen performansları bireysel olarak değerlendirmek zorlaşıyor. Rakiplerine öldürücü yumruğu vurmak konusunda zorlanmıyorlar. Ancak karşılarında kontrol elinden gittiğinde dağılmayacak, karakterini koyabilecek bir takım  olunca maç da erken kopmadı. Parker'ın ilk devredeki etkinliğini kaybetmesine rağmen özellikle Stephen Jackson'un 5/5 üçlük isabetiyle skora tutundu Spurs. Ancak skorun dengede olmasına rağmen istediği ritmi yakalayan Thunder, son çeyrekte üstün olan taraftı. Baskılı savunmasına devam eden Thunder, Durant'in de son noktayı koymasıyla finale çıkan taraf oldu.

San Antonio Spurs adına bu kez gerçekten sona geldik. 2009'dan itibaren her sezonu 'Bir Devrin Sonu' başlıklarıyla açan Spurs, zirveye oynamayı başarmıştı. Ancak 36 yaşına gelen Duncan'ın bu play-off'ların ardından emekliliğe ayrılacağı ve Popovich'in de onunla bırakacağı söylentileri 1999'dan beri NBA'in en önemli güçlerinden olan takımın dağılacağının habercisi.

Thunder içinse her şey daha yeni başlıyor. 2009'dan itibaren her yıl üzerine bir şeyler koyarak ilerleyen Thunder Batı'daki 13 yıllık Lakers - Spurs - Mavs egemenliğini kırarak, evinde hiç maç kaybetmeden finali de görmeyi başardı. İlginçtir final yolunda devirdikleri ekipler de bu üçlüden başkası değildi. Doğudan gelen kim olursa saha avantajına sahip olacaklar ve bence orada da şampiyonluk için bir adım öndeler.

[1] : Bu sekansta ilk devrede oyuna girmeyen Splitter, sadece 39 saniye sahada kalabildi. Bir pozsiyonun ardından kenarda Splitter'a fırça atmaya başlayan Popovich, Splitter - Blair değişikliğini yaptı ve Brezilyalı uzunu bir daha da oyuna almadı.

19 Temmuz 2011 Salı

Sensiz Ne Yaparız Biz?


Evet, eğer sezon normal şartlarda başlarsa uygulanacak olan fikstür açıklandı. Ne yalan söyleyeyim fikstürün açıklanması ben de garip bir umut ışığı oluşturdu. Tamam, tamam, gaza geldim, kabul... Ama kışın ortasında, gece 3'te, örtüler altında, maç izlemeden de olmaz ki.

Neyse, şu durumda oynanması çok zor gözüken bu programdan (eğer her şey iyi giderse diye) birkaç maç seçtim. İşte NBA 2011/2012 sezonun izlenesi maçları ve bu maçların tarihleri:

1 KASIM:


Açılış gecesinde klasik TNT Doubleheader'ı var. Son şampiyon Dallas, Rose'lu Bulls ile oynuyor. 2.maç ise yıllardır olduğu gibi bir Lakers maçı. Olası batı finali Thunder-Lakers 05:30'ta.


25 KASIM:


2011 Play-off'larının en zevkli serisi olan Memphis-OKC serisinin bir tekrarı olacak bu gece. Maç 3'te.

8 ARALIK:


Geçen yıl normal sezon maçları içinde en çok merak edilen maçlardı Miami-Lakers maçları. Bu yıl da öyle olma ihtimali var.

25 ARALIK:


Christmas gününde NBA (her yıl yaptığı gibi) yapıyor yapacağını ve 'İzlemezsek olmaz.' dedirten maçları koyuyor programa. Gün Boston-New York başlıyor. 2011 Final Serisi Miami-Dallas ile devam ediyor ve Bulls-Lakers ile kapanıyor.

16 OCAK:


Marthin Luther King günü. Chrsitmas kadar olmasa da ilgi çekici maçlar var bugün. King'in öldürüldüğü yer olduğu için her yıl Memphis maçı olur bu özel günde. Bu yıl da Bulls'u konuk ediyor Memphis Grizzlies. İlerleyen saatlerde Boston-Thunder ve Dallas-Lakers maçları var.

12 Temmuz 2011 Salı

Beklenen Veda


Size bir isimden bahsedeceğim. Kenny George... Boyu 2.32, kulaç açıklığı 2.58! Kilosu 165. NCAA'de North Carolina Ashville'de oynuyordu. Atletik yetenekleri sınırlı olsa da boyuyla öyle ya da böyle NBA'de kendisine yer bulabileceği konuşuluyordu. Ancak talihsiz sakatlıklar onu da buldu! Ve basketbol hayatı bitti. İşte yıllardır uzun boylu oyuncuların sorunu olan konu. Kimi %100 ile geri dönebiliyor. Kimi asla eskisi gibi oynayamıyor. Kimi tamamen bırakıyor.

Gelmeye çalıştığım noktayı anladınız herhalde. Yao Ming basketbolu bıraktı. Zaten son iki yıldaki durumu ile  mesajı vermişti Ming. Boşa çabalıyor gibiydi, denese de yapamıyor, bir türlü geri dönemiyordu... 2010-2011 sezonun başındaki Lakers maçında kaydettiği 9 sayı , 11 ribaundluk istatistik bir umut ışığı oldu. Ama eskisi gibi olamaycağı belliydi. Rick Adelman da sürelerini kısıtlamış, 25 dakikanın üzerinde süre alamaz olmuştu. Son ise 10 Kasım 2010'daki Washington Wizards maçında oldu. Javale McGee'nin penetresine karşılık vermeye çalışırken bir kez daha sakatlandı. Ve o gün kimse bilmese de sahalara dönmemek üzere veda etti.

Peki bu sakatlık ne zaman ciddileşti? Çoğu kişinin de düşündüğü gibi Çin'deki 2008 Olimpiyatları'nda. Doktorlar ne kadar uyarsa da Yao onları dinlemiyor belki de memleketinde, basketbolun en yüksek seviyesinde oynayacak olmanın heyecanıyla başına geleceklerin farkına varamıyordu. Pekin'de ülkesini çeyrek finallere kadar taşıdı. Çin'in dünyadaki yüzü olma yolunda önemli bir mesafe daha katetti. O sezon NBA'de de fena bir sezon geçirmedi Çinli pivot. 77 maçta oynadı, 19.7 sayı, 9.9 ribaund istatistikleri ile takımını play-off'lara soktu. 2.turda Lakers karşısında sakatlanması ise kariyerini fiilen bitirdi.

Yao'nun emekliliği herkesi çok kötü etkiledi. Çin'i, Rockets'ı, NBA'i vs... Rockets onu draft ederken o kadar umutluydu ki logosunu bile Çin harflerini andıran bir şekilde düzenledi. Tabi karşı görüşler de yok değildi. Charles Barkley, Kenny Smith'e, Yao bir maçta 20 sayı atarsa Smith'in poposunu öpeceğini söyledi. Yao bunu kısa bir süre sonra gerçekleştirince Barkley kıvırdı ve argoda eşek ve popo kelimelerinin anlamlarının aynı olduğunu söyleyerek eşeği öptü.

Rockets artık kendisine Yao'suz bir yol haritası çizmeli... Aslında en büyük kayıp Rockets'ın değil, NBA'in oldu. NBA dünyadaki en büyük pazarı, Çin'in önemli bir bölümünü kaybetti. Çin'de yapılan anketlerde Yao'suz NBA'in bir anlamı olmayacağı yönündeki görüşler çoğunluktaydı.

Sadede gelirsek, NBA çok önemli bir oyuncuyu daha kaybetti. Tüm zamanların en iyi pivotları ve en iyi uluslararası oyuncular klasmanına girecek bir oyuncuydu Yao Ming. Güle güle büyük adam, seni özleyeceğiz...

                                                                                                                                         Kubilay Arslan

8 Temmuz 2011 Cuma

İlk Şampiyonluklar

Malum lock-out sebebiyle NBA'i iyice boşladık. NBA'de şu an gerçekten yazılacak pek konu yok. Ben de biraz tarihe yolculuk yapalım dedim ve iki bölümlük yazımda son 20 yılda kulüp tarihlerinin ilk şampiyonluklarını kazanmış takımları yazdım.

1990/1991 Chicago Bulls

1984 yılına kadar en fazla konferans finali gören Bulls için her şeyin değiştiği gün 19 Haziran 1984 oldu. O yılki draftta 3.sıradan seçim hakkı bulunan Bulls, North Carolina’dan Michael Jordan’ı seçti. O yıl Jordan 28.2 sayı ortalamasıyla takımını play-off’a taşıdı. Aynı zamanda yılın çaylağı seçildi ve daha ilk senesinde NBA’in en iyi 2.beşine girdi. Ne var ki Bulls ilk turda Milwaukee Bucks’a 3-1 ile elendi. 1985’i takip eden 2 yılda Chicago Bulls o zamanların hanedanı Celtics’e tosladı ve play-off’ları maç kazanamadan kapadı.

1987 Draftı’nda Jordan’ın yanına çok önemli iki takviye yapıldı. Bunlardan biri draft gününde yapılan takasla Seattle Supersonics’ten alınan Scottie Pippen, 2.si ise 10.sıradan seçilen Horace Grant oldu. Bulls artık daha güçlüydü ancak bu kez de Isiah Thomas’lı, Joe Dumars’lı 'Bad Boys' Detroit başlarına bela oldu.1988 yarı finallerinde,1989 ve 1990’da ise konferans finallerinde Pistons’a elendiler.

            1990/1991 sezonuna geldiğimizde bir önceki sezon göreve getirilen Phil Jackson’un koçluğunda ve saha içinde Michael Jordan’ın  önderliğinde artık şampiyonluğa hazır bir Bulls vardı. Normal sezonu 61-21’lik dereceleri ile doğu 1.si olarak tamamladılar. Micheal Jordan kariyerinin ilk MVP ödülünü kazandı. NBA Finallerine giden yol Bulls için kolay geçti. İlk turda New York’u süpürdüler. İkinci turda Philadelphia 76’ers’ı 4-1 ile geçtikten sonra karşılarında Detroit Pistons’u buldular. Pistons seriye son iki yılın şampiyonu ünvanı ile geliyordu ancak Bulls’un intikamı acı oldu ve Detroit süpürülmekten kurtulamadı. NBA Finallerinde ise karşılarına 80’lerin bir diğer hanedanı Lakers çıktı. Bulls ilk maçı Sam Perkins’in son saniye üçlüğü ile kaybetti ancak sonraki 4 maçı alarak şampiyonluğunu elde etti ve 90’lardaki hanedanlığının başlangıcını da yapmış oldu.

1994/1995 Houston Rockets
1967’deki kuruluşundan itibaren 3 yıl boyunca San Diego takımı olan Rockets,1971’de Houston’a taşındı ve Texas eyaletinin ilk NBA takımı oldu. 1981’de Moses Malone ile ilk NBA Finali’ni gören Rockets, Boston’a 4-2 ile elendi. Bir sezon sonra Malone’un takımdan ayrılmasıyla yeniden yapılanma dönemine girildi. MVP olmuş bir uzunu(Moses Malone) kaybetmelerinin ardından daha iki yıl geçmemişken şans yüzlerine güldü ve 1984’de 1.sıradan Hakem Olajuwon’u draft ettiler. Olajuwon’un 2.senesinde ise 5 yıl aradan sonra NBA Finallerini ulaştılar. Ancak yine Boston’a 4-2 ile kaybedip şampiyonluk hayallerini ertelediler. 1986’dan sonraki 6 yıl Rockets için tam bir hayal kırıklığı şeklinde geçti ve en büyük başarıları konferans yarı finalleri oldu.

            1993/1994 sezonuna fırtına gibi başlayıp 15-0’lık bir derece elde ettiler.Normal sezon sonlandığında ise dereceleri 58-24 oldu ve Batı 2.si olarak play-off’a girmeye hak kazandılar. Sezonun en değerli oyuncusu ödülünü kazanan Olajuwon’lu Rockets ilk turda Portland’ı 3-1 ile geçti. Konferans yarı finallerindeki Suns eşleşmeleri ise uzun süre unutulmayacak türdendi. Rockets seride ev sahibi avantajına sahipti ancak Houston’daki ilk iki maçı kaybetmeleri ibreyi bir anda Phoenix’e çevirdi. Ancak daha seri bitmemişti. Phoenix’teki iki maçı da alan Rockets ev sahibi avantajını tekrar kazandı. 5.maçı evinde galibiyetle tamamladı ve seri 2-0’dan 3-2’ye geldi. 6.maçı Phoenix’te kaybettiler ancak 7.maçı alarak final yolculuklarını sürdürmeyi başardılar. Konferans finallerinde Utah Jazz’ı 5 maçta eleyen Rockets kulüp tarihinde 3.kez NBA Finalleri’ne ulaştı.Rakip Patrick Ewing’li New York Knicks’ti.İlk iki maçta her iki ekip de birer galibiyet çıkardı ve seri New York’a 1-1’lik skorla gitti.3.maç hayati önem taşıyordu.Sam Cassel’in maçın son saniyelerinde bulduğu üçlükle avantaj tekrar Hosuton’a geçti.Ancak bu durum pek uzun sürmedi ve New York seride 3-2 öne geçti.6.maçta John Starks’ın son saniye üçlüğünü Olajuwon’un bloklamasıyla seri 7.maça uzadı.Son maçta Hakem Olajuwon’un 25 sayı 10 ribaundluk performansıyla Rockets şampiyonluğa uzandı ve Houston’a ilk kupasını kazandırdı.

1998/1999 San Antonio Spurs


2000’leri domine eden San Antonio Spurs’ün de ilk şampiyonluğuna ulaşması kolay olmadı.1967-1976 yılları arasında ABA’de oynayan Spurs(bu dönemde bir kez şehir,bir kez de ad değişikliği yaptılar.)NBA’e geçişini 1976/1977 yılları arasında yaptı.George Gervin’in liderlik ettiği dönemde 3 defa konferans finallerine gelseler de finalleri göremediler.1985’te George Gervin’in ayrılmasıyla üst üste 4 yıl boyunca galibiyet-mağlubiyet oranları %50’yi geçmedi.1989/1990 yılı geldiğinde ise 1987 Draftı’nda 1.sıradan draft ettikleri David Robinson’a sonunda kavuşabildiler(Robinson Amerikan Donanması ile yaptığı anlaşma nedeniyle takıma katılamamıştı.).Ve hemen o yıl,uzun süren bir aradan sonra ilk defa 1.turu geçmeyi başardılar.Ancak konferans yarı finallerinde Portland’a 4-3 kaybettiler.1993’te Dennis Rodman eklemesiyle Spurs daha da güçlendi.1995’de 12 yıl aradan sonra konferans finallerine ulaştı.1996/1997 sezonunda talihsiz sakatlıklar Spurs’ün kötü bir yıl geçirmesine sebep oldu.David Robinson sezonun neredeyse tamamını ,Chuck Person ve Sean Eliot ise çoğunu oynayamadı, ve sezonu play-off’a kalamadan tamamladılar.Ama ‘Her kötü olayın iyi bir yanı vardır.’ derler ya,bu sezon onlara Tim Duncan’ı seçecekleri 1.sıra draft hakkını getirdi.Pota altında David Robinson’un da varlığıyla Spurs ‘İkiz Kuleler’i oluşturmuştu.Gregg Popovich’in de koçluğa getirilmesiyle Spurs adına her şey daha iyi gitmeye başladı.Duncan,hem ilk senesinde All-Star olmayı başardı,hem de Yılın Çaylağı ödülünü kazandı.

            Ertesi sezon lokavt nedeniyle Şubat’ta başladı ve sadece 50 maç oynanabildi.Spurs 37-13’lük derecesiyle sezonu NBA 1.si olarak tamamladı ve ilk turda Minnesota Timberwolves’u 3-1 ile geçti.
Konferans yarı finalleri ve konferans finalleri ise Spurs adına inanılmaz geçti ve hem Lakers’ı hem Portland’ı süpürdüler.NBA Finallerinde rakipleri New York Knicks oldu.Evlerindeki ilk iki maçı almalarının ardından önemli bir avantaj elde etti Spurs.3.maçı Madison Square Garden’da kaybetmelerine rağmen Spurs 4.maçı kazanarak seride 3-1’lik üstünlüğü elde etti.5.maça şampiyonluğu kazanmak için çıkan Spurs,hala NBA TV’nin Greatest Moments bölümünde yayınlanan,Avery Johnson’un basketiyle Knicks’i 78-77 yendi ve kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu yaşadı.

2005/2006 Miami Heat


            1988’de kurulan Heat için ilk yıllar pek iyi geçmedi. 1992 yılına kadar play-off’a ulaşamayan Heat ilk play-off deneyiminde Jordan’lı Chicago Bulls’a tosladı ve maç bile kazanamadan elendi.1995 yılı ise Miami ekibi için bir dönüm noktası oldu.Koçluk koltuğuna Pat Riley getirildi ve kadroya Alonzo Mourning gibi önemli bir ekleme yapıldı.1996/1997 sezonunda Heat tarihinin o zamana kadar ki en iyi sezonunu geçirdi ve normal sezonu 61 galibiyet ile tamamladı.Play-off’larda konferans finaline kadar ulaşan Heat bir kez daha Bulls’a elenerek sezonu noktaladı.Bu yıldan sonra uzun bir süre daha konferans finali göremediler.Ancak 2003 ve 2004 yıllarında 2006’daki şampiyonluk için çok önemli iki adım atıldı.İlk olarak 2003 Draftı’nda  5.sıradan Dwyane Wade’i seçtiler.2004 yılında ise Los Angeles Lakers’tan Shaquille O’Neal’ı takas ettiler.Dwyane Wade-Shaquille O’Neal ikilisine sahip Miami Heat 2005 play-off’larında 8 yıl aradan sonra konferans finali gördü ancak son şampiyon Detroit Pistons’a elendi.2005/2006 sezonun ortasında Pat Riley şok bir kararla 2003’te Stan Van Gundy’e bıraktığı koçluk koltuğunu tekrar devraldı.Miami Heat sezona önemli oyuncuları kadrosuna katarak başlamıştı.Gary Payton,Antonie Walker, James Posey bunların başında geliyordu.Normal sezonu geçen yılki derecelerine oranla daha kötü tamamlamalarına rağmen play-off’a iyi başladılar.İlk turdaki rakipleri Chicago Bulls’u 6 maçta,New Jersey Nets’i 5 maçta geçti.Konferans finallerindeki rakipleri bir kez daha Detroit Pistons olmuştu.Heat bu kez finallere çıkmaya kararlıydı.Detroit’teki ilk iki maçtan 1.sini alarak ev sahibi avantajını kazandı.Evlerindeki maçlarda kaybetmeyen Heat,Pistons’u 4-2 eleyerek geçen senenin intikamını almış oldu.NBA Finallerinde rakipleri Dallas Maverciks oldu.Deplasmandaki ilk iki maçı kaybeden Heat,3.maçta serinin kırılma anını yaşadı.Maçın bitmesine 6 dakika kala 13 sayı geride olmalarına rağmen Wade’in önderliğinde müthiş bir geri dönüş yaptılar ve serinin 3-0 olmasını engellediler.Heat artık rüzgarı arkasına almıştı.4.maçı 98-74’lik skorla alan Heat.5.maç ise serinin en iyi maçı oldu.Uzatmaya giden maçta iki saniye kala Wade’in faul atışları Miami’ye galibiyeti getirdi.5.maçı da kazanan Heat,6.maça Dallas’ın American Airlines Center’da çıktı.Wade’in 36 sayısı,ve Alonzo Mourning’in 10 blokluk inanılmaz performansı Miami Heat’e kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu getirdi.

                                                                                                                                           Kubilay Arslan