21 Şubat 2024 Çarşamba

Liverpool Notları & Liverpool: 4 - Luton: 1

Bu tarz duygu yükü yüksek maçlardan hemen sonra yazılan yazılarda gereğinden fazla romantizme kaçma ve anlam yükleme riski her zaman vardır. Ben de benzer bir durumdan kaçınmak için yazıyı sabaha bırakmayı tercih ettim, olayın sıcaklığının geçmesini beklemek adına. Ancak Klopp'un maç sonu yaptığı açıklama bu maça ne kadar anlam yüklesek az kalacağının kanıtı adeta: "This is their Barcelona". Klopp'un kendi döneminin tartışmasız en özel maçlarından birini bu maça referans vermesi oldukça kıymetli bir şey olsa gerek ve haklılık payı da pekala yüksek.

Barcelona benzetmesinin arkasında elbette ciddi sakatlıklar, krize giren bir oyun ve yapılan görkemli bir geri dönüş var. Sakatlıkların yoğunluğu Barcelona maçına kıyasla çok daha yüksekti, Liverpool'un ideal 11'inden sadece 3 isim (Van Dijk - McAllister - Diaz) sahadaydı. Bu koşullar altında zaten zor olan bir maç, Luton'un 12. dakikada öne geçmesiyle daha büyük bir sıkıntıya girdi. İçinde bulunulan durumun sahadaki genç ekip üzerindeki oluşturduğu baskı zaman zaman net bir şekilde hissedildi ilk devrede. Kimi zamanlarda da çalışkanlık ve efor üst seviyede iken, basit bir şekilde kalite/tecrübe eksikliğiyle yapılan hatalar Liverpool'un devreye geride girmesine yol açtı. Klopp'un personel eksikliğinden kaynaklı olarak oyuncu değişikliği yapma şansının da olmaması işlerin iyice kriz moduna girmesine yol açtı.

Kilidi açan isim 56'da kornerden kafa vuruşuyla golü bulan Van Dijk oldu. Devre dönüşü 45-55 arası zaten iyice artmış olan baskı seviyesinin üstüne gelen bu gol, oyunculardaki güven seviyesinin artmasını da sağladı ve ikinci gol de hemen 2 dakika sonra Gakpo ile geldi. Ardından 68'de oyuna giren Robertson maça anında etki etti ve nefis bir top kapma üzeri asist ile maçı kopardı. Skorun gelmesi Klopp'un yedekteki genç oyunculara şans vermesini de sağladı; Bobby Clark, Jayden Danns, James McConnel gibi akademiden isimler 80'den sonra süre buldular. 90'da yine bir akademi ürünü olan ve artık genç sayılamayacak (100'üncü maçına çıktı) Harvey Elliott skoru 4-1'e getirdi ve de ardından fotoğraftaki nefis kare ortaya çıktı. Başarıya giden yolun daima daha çok harcama ve transferden geçtiği ve bu imkanlara sahip olmayan hocaların/takımların bundan sürekli şikayet ettiği günümüz futbolunda Klopp'un Liverpool'u kendi iç kaynaklarıyla gerçekten çok özel bir hikaye yazıyor. Yolun sonunda 4 kupa ihtimali var, bunlardan kaç tanesi mutlu sonla biter bilinmez ancak 0 kupa ile bitse dahi bu Liverpool sezonunun kıymetini azaltmayacağı çok net.

18 Şubat 2024 Pazar

Liverpool Notları & Brentford: 1 - Liverpool: 4

Sakatlıkların damga vurduğu bir sezon için yapılacak saha içi analizlerin yanıltıcı olma ihtimali yüksek olduğu gibi aynı şey maçlar için de geçerli. Brentford - Liverpool maçı da Liverpool adına ne yazık ki böyle bir maç oldu, bir devrede 3 sakatlık Liverpool'un bu seneki yüksek sakatlık ortalamasının bile üstüne çıkan bir miktar. Halihazırda da sakatlıklar sebebiyle kadro istikrarını oturtamayan bir takım için 3 oyuncuyu daha kaybetmek elbette çok can sıkıcı bir durum, zor bir deplasmanda 4 golle gelen 3 puanı gölgeleyecek derecede hatta. Sakatlıklar açısından tek olumlu gelişme Salah'ın 1 gol 1 asistle iyi bir şekilde sahalara dönmesi oldu.

Saha içine dönecek olursak, maçın başlangıcı Liverpool açısından oldukça alarm vericiydi. Orta sahayı çok rahat geçebilen ve rakip ceza sahaya çok hızlı ve kolay inebilen bir Brentford vardı. Liverpool'un böyle bir sıkıntı yaşamasının sebeplerini çıkarmak istediğimizde ise bireysel performanslardan ziyade yine temel olarak kadro istikrarsızlığıyla karşılaşıyoruz. Orta saha ve defans arasında iletişim sorunları olduğu aşikardı, hatta bir pozisyonda McAllister ve Bradley arasında pozisyon almayla ilgili bir tartışmayı da doğrudan gözlemledik. Bu durum Brentford'un da iştahını kabartmış olacak ki Liverpool'a karşı 0-0'ı oynayan bir takımdan beklenmeyecek derecede çok adamla hücum etmeye başladılar. İşin ironik tarafı, golü de tam bu sebeple yediler. Bir duran top organizasyonunda geride az adamla yakalandılar ve Nunez cezayı keserek Liverpool'u 1-0 öne geçirdi. Böyle bir maçta buna benzer bir pozisyonun ve golün Liverpool kalesinde yaşanmasını bekleriz ancak Brentford açgözlülüğünün kurbanı oldu. Golün getirdiği rahatlık ise Liverpool'un oyun içi krizlerini de bir miktar aşmasına yaradı, takımın özgüveni arttı. 2. devrede ise Jota'nın yerine giren Salah'ın ürettiği pozisyonlarla takım üstünlüğünü korumayı başardı.

Takım karakterinin personel eksikliğinden bağımsız olarak ne kadar kıymetli bir şey olduğunu bir kez daha gördüğümüz bir maç oldu Liverpool adına. İkinci devrenin başında gelen golde topun orta sahada kazanılması ile gol anı arasında sadece 8 saniye var, artık çok aşina olduğumuz bir Liverpool golü. 3. ve 4. gollerde ise Brentford savunmasının ciddi bireysel hataları olmakla birlikte onlar da aslında bir bakıma ön taraftaki baskının meyveleri oldu. Yıllar sonra Klopp'un Liverpool'unu andığımızda isimlerden bağımsız bir şekilde her maç gördüğümüz oyun karakteri ilk sırada gelen maddelerden biri olacak şüphesiz. Aynı zamanda Klopp'un yerini doldurmanın da aslında görülenden de daha zor bir iş olduğunun göstergesi, yönetimin yepyeni bir mantalite getirecek bir hoca yerine Klopp'un öğretilerini devam ettirebilecek bir isme gitmesi bu sebeple gayet mümkün. Ayrılığı Klopp'un haberiyle birlikte eş zamanlı açıklanmasaydı Pep Ljinders muhtemelen en ciddi konuşulan adaylardan biri olacaktı bu sebepten dolayı, şimdi nasıl bir yol izleneceğini ise zaman gösterecek.

27 Ocak 2024 Cumartesi

Yerel Seçim Notları - Ankara ve İlçeleri

 

Büyükşehir:

CHP'nin Mansur Yavaş hamlesiyle 25 senelik RP-AKP dönemini bitirdiği Ankara'da AKP çözümün milliyetçi bir adaydan geçtiğini varsayıyor olsa gerek, milliyetçi tabandan gelen mevcut Keçioren belediye başkanı Turgut Altınok'u büyükşehirde Yavaş'ın karşısına çıkardı. Ankara'daki milliyetçi oyun en güncel ölçümünü yapmanın yolu 2023 milletvekili seçimlerindeki MHP+İYİP+ZAFER+BBP toplamına bakmak, bu da 28%'lik bir oya tekabül etmekte. CHP ve AKP'nin Ankara'da zafere giden yolun bu 28%'lük bloktan geçtiğini düşünerek hesaplarını yaptıkları çok bariz, büyükşehir adaylarının iki tarafta da milliyetçi kökenli isimler olması bir kenara dursun, ilçe adayları kırılımında da bunun izleri gözlemleniyor. AKP'nin büyükşehirler arasında MHP'ye en fazla ilçe bıraktığı il Ankara, CHP'de de MHP'nin güçlü olduğu ilçelerin aday seçiminde Yavaş'ın doğrudan belirleyici faktör olduğu biliniyor, hatta bunun en ekstrem örneği Polatlı'da mevcut MHP'li başkanın CHP'den aday olmuş olması.

Büyükşehirdeki yarışta hem mevcut başkan olmasının hem de farklı tabanlarda sevilen bir profil olmasının etkisiyle Yavaş'ın bir adımda önde olduğunu söylemek mümkün. Kendisinin 2023'teki -biraz da kendisine zoraki yaptırıldığı anlaşılan- siyasete atılma teşebbüsü iyi bir sonuç vermedi, niyetinin Türkiye geneli bir rolden ziyade Ankara olduğunu da belirtti hep demeçlerinde. Kendi kabuğuna döndüğü bu seçimde çok daha özgüvenli ve motive bir kampanya performansı öngörmek mümkün, bu da Yavaş cephesi için ek bir artı. Turgut Altınok ise Çankaya'dan sonra şehrin en büyük ikinci ilçesini 1994-2009 ve 2019-2024 olmak üzere iki ayrı dönemde toplam 20 sene yönetmiş bir profil ile Yavaş'ın karşısına çıkıyor. AKP'nin 2019'da Ankara ile bir bağlantısı olmayan Mehmet Özhaseki'yi veya bu seçimde İstanbul'la bir bağlantısı olmayan Murat Kurum'u aday göstermesinin aksine Turgut Altınok, Ankara'da seçmende karşılık görebilecek, bir nevi tabandan yetişmiş bir isim. Altınok'un bir diğer avantajı ise muhalefet blokunda DEM, ZP ve İYİP'in kendi adaylarıyla seçime giriyor olması. Muhalefette tepede parti yönetimleri arasında bir ittifak kurulmamış olsa da tabanda Yavaş etrafında bir birliktelik beklemek mümkün, dolayısıyla bu üç partinin adaylarının alacağı toplam oy 2023'deki oy toplamlarının çok altında kalacaktır kuvvetle muhtemel. Ancak 2019'da Yavaş'la Özhaseki arasında sadece 3.8%, 2023 2.turda ise Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasında da sadece 2.5%'lik bir fark olduğu hesaba katıldığında bu bu partilerin adaylarının toplam oyu 3-4% bandında kalsa dahi seçim sonucuna doğrudan etki etme ihtimalleri bulunmakta. 

Yarışın Ortada Olduğu İlçeler:

Elmadağ: 2017-2023 karşılaştırması yapıldığında Ankara'da iktidar bloku lehine en olumlu tablonun çıktığı ilçe Elmadağ. 2017'deki 46.8%'lük Evet oyunun üstüne 2023'te Erdoğan +4.1% koyarak 50.9% oy aldı. Tarihsel olarak bakıldığında Elmadağ belediyesi el değişikliklerinin sık görüldüğü bir belediye; 1989-1999 arası SHP, 99-04 arası MHP, 04-09 arası CHP, 09-19 arası AKP tarafından yönetildikten sonra 2019'da tekrar CHP'ye geçti. Mevcut belediye başkanı Adem Barış Aşkın, CHP'nin ilk açıkladığı ilçe adaylarından biri oldu, ismi üzerinde bir tartışma olmaması hem başarılı bir dönem geçirdiğine hem de parti örgütlerinin çalışmasında bir sorun yaşamayacağına bir gösterge. CHP'nin Ankara'da Yenimahalle ve Çanakkale gibi kale sayılabilecek ve alınmasına garanti gözüyle bakılan yerler dışında elinde tuttuğu tek ilçe olan Elmadağ'ı geri vermek istemeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Etimesgut: Erdal Beşikçioğlu'nun adaylığıyla bir anda ülke gündeminde de kendine yer bulan Etimesgut'un 31 Mart akşamı ilçe seçim yarışları arasında en pöpülerlerden biri olacağı kesin. Yavaş'ın İYİP'ten istifa eden bir isimi Etimesgut'ta aday göstermek istemesi yerine parti kararıyla Beşikçioğlu CHP'nin adayı oldu. İlçenin mevcut belediye başkanı MHP'li Enver Demirel ilçede sevilen ve daha önemlisi CHP tabanından da oy alabilen bir isim. Bu dinamiği bozmak için herhangi bir CHP'li (veya ex-İYİPli) siyasetçiyi aday göstermek yerine böyle bir deneysel bir yönteme gitmeleri CHP adına doğru bir hamle gibi duruyor. Etimesgut, 25 ilçeli Ankara'nın en büyük 5. ilçesi ve el değiştirmesi durumunda en büyük 5 ilçenin 3'ünde yönetim CHP'de olmuş olacak. Etimesgut, 2017-23'te 53-56% bandında Hayır-Kılıçdaroğlu demiş bir ilçe, dolayısıyla seçmen profili olarak CHP'nin bir dezavantajı bulunmuyor ve olay tamamen Beşikçioğlu'nun Enver Demirel popüleritesini ne kadar törpüleyebileceğine bakacak.

Gölbaşı: Yarışın ortada gözüktüğü 5 ilçe arasından 'en az ortada' olanı seçmemiz gerekse bu Gölbaşı olur muhtemelen. 2019'da MHP-İYİP arasında geçen yarışı %15 puan farkla MHP adayı kazanmıştı. 2023'te ise Erdoğan 2.turu Kılıçdaroğlu'nun sadece 1 puan önünde tamamladı ve 2017'deki 5%'lik farkı 4 puan muhalefet lehine kapandı. CHP burada Yavaş'ın da tavsiyesiyle Gölbaşı'nın eski MHP'li belediye başkanını aday göstererek ilçenin dinamiklerine göre doğru bir hamle yaptı. Ancak işin matematiği, CHP-İYİP işbirliğinin olduğu varsayımında dahi muhalefet adına işin zor olduğunu gösterirken İYİP'in aday gösteriyor olması işleri CHP adına daha da zor hale getiriyor. Dolayısıyla beklenen sonuç Gölbaşı'nın MHP'nin elinde kalmaya devam etmesi.

Mamak: Mamak için Etimesgut'la birlikte CHP'nin bu seçimde Ankara'daki en büyük iki hedefi demek mümkün. 2017 ve 2023'te 50-50% dengesinde olan bu ilçede 2019'da ise AKP adayı 3% farkla kazanmıştı. CHP Etimesgut'takine benzer bir yöntemle siyaset dışı bir isimi (iş insanı) göstererek 'pick-up' şansını deniyor Mamak'ta. Yavaş'ın Etimesgut'ta aday göstermek istediği ismi sonrasında Mamak'ta da aday göstermek istediği ancak bunun da genel merkezden döndüğü biliniyor. CHP'nin milliyetçi kökenli isimleri Polatlı, Gölbaşı gibi ilçelerde aday göstermesi anlaşılabilir ama 2023 milletvekilliği sonuçlarına göre il ortalamasına göre daha aşağıda bir milliyetçi oy oranı bulunan ve Alevi nüfusunun da yoğun olduğu Mamak için mantıklı bir hamle değil idi Yavaş'ın önerdiği Özarslan'ın adaylığı.

Polatlı: Polatlı'da bir CHP'li belediye başkanın varlığı ihtimal olarak dahi kulağa çok abes geliyor ama mevcut MHP'li belediye başkanı CHP'den aday yapılınca işler değişti. 2019'da farkın 18% olduğu, 2023'te ise Erdoğan'ın 55% aldığı, dolayısıyla normal şartlar altında iktidar blokunun rahat kazanması beklenen seçimde mevcut belediye başkanı Mürsel Yıldızkaya'nın MHP tarafından aday gösterilmemesinin ardından CHP tarafından aday gösterilmesi Polatlı'yı bir anda 1999'dan beri ilk defa bir 'battleground state' haline getirdi. Yıldızkaya ismi tek başına 18%'lik farkı kapatmaya yeterli bir isimi mi, bunu göreceğiz. Ve elbette CHP adına bir dezavantaj olarak, milliyetçi oyların yoğun olduğu her ilçede olduğu gibi İYİP faktörünü de atlamamak gerekiyor, Yıldızkaya'nın halihazırda zaten zor olan işini daha da zor hale getirecek.

Yerel Seçim Notları - Girizgah ve Metod

 



Türkiye'de yerel seçimler, genel seçimlerden ve referandumlardan birçok noktada ayrılıyor. İşin siyasi boyutuna bakıldığında, ülkedeki genel siyasi iklim genel seçimler ve referandumlar için genelde çoğu zaman doğru bir gösterge olurken bu durum yerel seçimde, özellikle spesifik il ve ilçelerde her zaman geçerli olmayabiliyor. Üstteki 2019 yerel seçim haritası bunun bir göstergesi, genel seçim ve referandumlarda görmeye alışık olduğumuz haritanın aksine çok daha renkli ve dağınık bir harita. Bu sadece 2019'a has bir durum değil, bütün yerel seçimler için geçerli. 

Yerel dinamiklerin ve özellikle aday isimlerinin yerel seçimlerde çok daha kritik bir hale geldiği çok açık. Örneğin genel seçimlerdeki milletvekili adayı isimlerinin önemi ile yerel seçimlerde belediye başkan aday isimlerinin önemini karşılaştırdığımızda ortaya kıyas kabul etmeyecek bir fark ortaya çıkıyor. Milletvekili seçimlerinde seçmenler kendi bölgesindeki adaydan memnun olmasa dahi, parti/lider bağlılığından ötürü isimi göz ardı ederek oy kullanmaya daha meyilli iken, yerel seçimlerde ise bunun tam tersine il/ilçe başkan aday isminden dolayı genel seçimde asla oy vermeyeceği bir partiye oy veren seçmen sayısı özellikle belli bölgelerde oldukça yüksek olabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Ankara'nın Etimesgut ilçesi. Etimesgut 2017'de Hayır'ın Evet'e 9% fark attığı, 2023'te ise Kılıçdaroğlu'nun 56.7% gibi bir oy oranına ulaştığı bir ilçe. Bu rakamlara göre aday isimlerinden bağımsız olarak bakıldığında yerel seçimde de Etimesgut'un CHP/muhalefet tarafından kazanılması beklenen sonuç ancak 2019'da MHP adayı Enver Demirel CHP adayına 4 puan fark atarak belediye başkanlığını kazandı. 2017-2023 yılları arasında ilçe demografisinin ve seçmen oy eğilimlerinin önce 2017-2019 arası muhalefetten iktidara doğru, 2019-2023 arası da tekrardan bu sefer iktidardan muhalefete doğru kaydığı varsayımının çok gerçekçi olmayacağını göz önünde bulundurduğumuzda, bu durum için geriye tek açıklama kalıyor: 2017 ve 2023'te CHP'ye/muhalefete oy veren seçmenin kayda değer bir kısmı 2019'da MHP adayı için oy kullandı. Bu durumun partilerin seçim stratejilerine etkisi de genel seçimlerdeki alışılagelen makro seviyedeki siyasi söylemleri devam ettirmek yerine il/ilçe bazında aday belirleme aşamasından başlayarak daha ince bir işçilik yapma gerekliliğine itmesi oluyor.

İnce işçilik sadece parti stratejileri için değil, aynı zamanda bu işin tahminleme ve ölçüm tarafında da geçerli. Yerel seçimlerde ülke genelinde toplam oy oranının hiçbir şey ifade etmemesi ve sürecin tamamen il/ilçe bazında 1. olan kazanır üzerinden ilerlemesi, ülke seviyesinde yapılacak bir anketin hiçbir anlam ifade etmemesine ve mutlaka il/ilçe bazında bir analiz yapılması gerekliliğine itiyor, elbette o spesifik il/ilçedeki yerel dinamikleri ve aday isimlerini de göz önünde bulundurarak. Bu bakımdan Türkiye yerel seçimleri hakkında ülke seviyesinde bir fikre sahip olmanın yolu tümevarımcı bir yaklaşım izlemekten geçiyor. Bu noktada da metodoloji açısından ABD başkanlık seçimleri enteresan bir şekilde Türkiye yerel seçimleri için iyi bir referans noktası olabilir. ABD başkanlık seçimleri dünyanın geri kalanından farklı bir yöntemle adayların ülke genelinde aldıkları toplam oy oranı yerine eyalet bazında 'electoral vote' ismi verilen bir sistem üzerinden ilerliyor. Bu sistemde her bir eyaletin nüfusuyla orantılı olarak bir 'electoral vote'u bulunmakta ve eyaleti kazanan aday 'winner-take-all' usulüne istinaden ilgili eyaletteki bütün electoral vote'ların hepsini kendi hanesine yazıyor. Totalde 538 electoral vote bulunmakta ve bunun salt çoğunluğu olan 270 adedine ulaşan aday seçimi kazanıyor, örneğin 2020'de Joe Biden 303 electoral vote'a ulaşarak yarışı Trump'ın önünde bitirmişti.

Bu sistemin bir olası sonucu, ülke genelinde toplam oy miktarı daha fazla olan aday yarışı 'electoral vote' açısından geride bitirebilir, tıpkı 2016'da Hillary Clinton'ın yaşadığı gibi. O seçimde Clinton, ülke geneli toplam oylarda Trump'tan 2.1% (48.2-46.1) fazla oy almış olmasına rağmen electoral vote yarışını Trump 304-227 önde bitirip başkan seçilmişti. Bu kurgu haliyle başkan adaylarını ve kampanyalarını bunun etrafında bir strateji çizmeye itiyor, bunun doğal sonucu da eyalet bazında stratejilerin değişmesi oluyor. Örneğin ülkenin electoral vote açısından en zengin (54) eyaleti California, seçimlerde hem Cuhmuriyetçilerin hem de Demokratların ilgi odağında değil çünkü iki taraf da California'da demokrat seçmenin ağırlıkta olduğunu ve dolayısıyla yarışı Demokrat Parti'nin adayının kazanacağını biliyor. Bu galibiyetin farkının 5% veya 35% olması arasında hiçbir fark olmadığı için de zamanlarını ve enerjilerini bu ve benzeri eyaletlerde harcamak yerine yarışın ortada olduğu ve ilgili electoral vote'ların iki tarafa da gidebileceği eyaletlere yöneliyorlar. Bu eyaletlerden örneğin bir tanesi Nevada, 6 gibi az bir electoral vote'a sahip olmasına rağmen yarışın ülke genelinde yakın geçtiği seçimlerde belirleyici faktör olabiliyor ve dolayısıyla iki tarafın da mutlaka hedefinde oluyor. Bu tarz eyaletlere 'battleground states' ismi veriliyor ve seçimlerin hikayesi de genelde bütün ülke üzerinden değil Nevada gibi 4-5 spesifik eyalet üzerinden ilerliyor. Bu eyaletlerde üstünlüğün iki seçim arasında el değiştirmesine ise 'pick up' ismi veriliyor ve özellikle bir önceki seçimi geride bitiren taraf, seçim stratejisini bu 'pick up' potansiyelleri üzerinden kuruyor. Örneğin 2024 seçiminde Trump kuvvetle muhtemel bir önceki seçimde kaybettiği Wisconsin, Michigan eyaletleri kazanarak, oralarda 'pick up' yapmayı ve electoral vote farkını bu şekilde kapatmayı hedefleyecek.

Türkiye yerel seçimlerinde elbette buna benzer şekilde yereldeki sonuçların ülke geneline dolaylı etki etmesi gibi bir durum yok, ancak seçimin hikayesini ABD'deki 'battleground state' ve 'pick up' kavramlarının etrafında yazmak pekala mümkün. Türkiye'de toplam 81 il ve 922 ilçe var, bunların hepsiyle ilgilendiğinde odağın şaşmaması imkansız, dolayısıyla kapsamı bir şekilde daraltmak lazım. Bir sonraki yazıda Ankara ile başlayacak yazı serisinin ana odağı il/ilçe seviyesinde yarışın ortada geçmesi muhtemel gözüken 'battleground states'leri tespit etmek ve olası el değişimlerinin üstünde durarak 2019 haritasından ne kadar ve nerelerde sapabileceğimizi tespit etmek olacak. Bunu yapma teşebbüsünde ne saf matematik, ne de yerel siyasi dinamik bilgisi yeterli değil, dolayısıyla mümkün olduğunca ikisinin karması olan, çoğunlukla geçmiş sonuçların matematiği üzerinden giden ve gerekli oldukça da yerel dinamiklerin girdileriyle harmanlanan bir yöntem olacak. 


İl/ilçe bazlı yerel seçim öngörüsünde ne ilgili il/ilçenin önceki genel seçim/referandum sonuçları ne de bir önceki yerel seçim sonuçları tek başına yeterli değil. Üçünü bir araya getiren ve yıllar arası 2017-2019-2023 arası trendlere bakan bir yaklaşım ise yine tamamen sağlıklı olmamakla beraber en azından bir fikir vermesi adına daha yararlı olabilir. Bu yaklaşımın başlangıç noktası 'İlgili il/ilçede yarışın ortada gitme ihtimali var mı?' ve '2019'daki birinci değişebilir mi?' soruları. Bunu yaparken de 2019'daki oy farkının ne kadar olduğu başlangıç noktası oluyor ve 2017-2023'teki sonuçlara göre bu farkın geride olan cephe tarafından kapatılıp kapatılamayacağına bakarak 'battleground states'leri ve 'pick up' ihtimallerini ortaya çıkarıyor. Ek olarak, 2017-2023 arası oy değişimi de ilgili il/ilçenin 6 yıllık periyotta makro seviyede siyasi eğiliminin kayıp kaymadığına dair bir girdi sağlıyor. Burada 2018 seçimlerinin atlanarak 2017 ve 2023 2.turunun baz alınmasının sebebi ise ülkenin siyasi ortam olarak daha keskin bir şekilde iki kutuplu bir hale geldiği 2016'dan beri yapılan 7 seçim arasında yegane iki opsiyonlu olan seçimler olmaları, çok adaylı/partli bir seçim yerine iki opsiyonlu seçimler ülkedeki genel siyasi eğilimi ölçme açısından çok daha doğru sonuçlar veriyor olsa gerek. Örneğin 2017-2023 2.tur karşılaştırıldığında ülke genelindeki sonucun ve çoğu ildeki sonuçların birbirinin kopyası olması bize ülke siyasetinin belli bir noktada kitlendiğini ve iki kutuplu ortamda geçişkenliğin çok azaldığını gösteriyor ancak ilçe seviyesine indiğimizde bu dengenin iki taraf yönüne de kırıldığı örneklerle karşılaşıyoruz ve yerel seçimlerin genel seçimlere kıyasla albenisi de zaten tam olarak bu noktada başlıyor.

21 Ocak 2024 Pazar

Galatasaray Notları & Trabzonspor: 1 - Galatasaray: 5

 

Galatasaray adına sezonun dönüm noktası niteliği taşıyabilecek bir maç oldu. Bu sadece Fenerbahçe'nin puan kaybettiği günde, deplasmandaki bir derbiyi 5 golle kapatmakla alakalı değil, kadro yapısı açısından da uzun vadede çok faydalı çıktılara vesile olmuş olabilir Trabzon maçı. Galatasaray'ın bu sezon ligde skor almayla ilgili hiçbir zaman sorunu olmadı, belli dönemlerde de bunu güçlü bir oyun performansıyla destekledi. Ancak bütün bunlar olurken kadro yapısı ve ilk 11 bir türlü oturmadı. Bu sorun özellikle son haftalarda kendini iyice hissettirmeye başlamıştı ve Galatasaray'ın şampiyonluk + Avrupa'da ilerleme hedeflerinin önündeki en büyük engellerden birini teşkil etmekte idi.

Şampiyonluk yarışında olan bir takımın performansının sürdürülebilir olması için kadro tercihlerinde bir düzenin oturmuş olması oldukça elzem, bu konunun kapsamı hem spesifik bir pozisyondaki oyuncu tercihlerini hem de genel diziliş kararlarını kapsıyor. Takım kurgusundaki değişiklikler bir kenara, olaya oyuncu perspektifinde baktığımızda da istikrar önemli, bunun en uç örneğini Barış Alper'de gördük misal. Her ne kadar kendisine görev verilen tüm pozisyonları başarılı bir şekilde icra etmiş olsa da bunun sürdürülebilir bir metod olmadığı gerçek. Bu maçtaki diziliş Okan Buruk'un kafasında planladığı bir diziliş miydi, yoksa sakatlıkların da etkisiyle 'bir de bunu deneyelim' derken bir miktar şans faktörünün de etkisiyle mi ortaya çıktı orasını bilmek mümkün değil ancak sezonun geri kalanı için hocaya sağlam bir çözüm olanağı gösterdi, bunun değeri gelen 3 puanın çok ötesinde. İlk 11'de ön plana çıkan unsurları özetleyecek olursak; Kaan Ayhan sol bekte başladı, Demirbay ortada Torreira'nın yanındaki yerini güçlendirdi, Barış Alper sağ önde, Zaha ise en uçtaydı. Bu diziliş bütün bu oyuncuların verimini arttırdı; kanatta bunalım döneminde olan Zaha ileriye muazzam bir dinamizm getirdi, 2 gol - 1 asist ile oynadı. Sezonun başından itibaren oyuncu geçişkenliği en yoğun pozisyon olan sağ kanatta Barış Alper muazzam bir performansla Okan Buruk'a hem Barış Alper'i nerede kullanacağı hem de sağ kanatla alakalı ne yapacağı konusunda bir taşta iki kuş denilebilecek bir opsiyon gösterdi. Kaan Ayhan ise ortada Torreria'nın yanında ve stoperde sergilediği harika performansların yanına bir de çok iyi bir sol bek performansı ekledi, bunu bir de golle süsledi.

Okan Buruk'un elinde artık hem bireysel bazda oyuncuları mutlu etmiş hem de skora yansıyan/sonuç vermiş bir kurgu var. Takımdaki sakatlık durumları elverdiği sürece bundan vazgeçmesi pek mümkün gözükmüyor. Bu dizilişe küçük bir dokunuşla Mertens'in yerine Zaha'yı Icardi'nin yanına 2. forvet olarak koyup 4-4-2'ye dönmek de pekala mümkün gerekli olduğu zamanlarda. Takımın dizilişiyle ve oyun tercihleriyle ilgili çok sayıda soru işareti bulunurken bir 90 dakikanın bu soru işaretlerinin çoğuna cevap olması rüya gibi geliyor ancak Galatasaray gerçekten böyle bir 90 dakika yaşamış olabilir.

23 Aralık 2023 Cumartesi

Liverpool Notları & Liverpool: 1 - Arsenal: 1

 

Puan durumundaki iyi pozisyon her ne kadar göz ardı edilmesine yol açsa da kadro derinliği açısından en zor senelerinden birini yaşıyor Liverpool, hatta Klopp yönetimi altında 2017'den beri bu açıdan en zor zorlandığı sene diyebiliriz 2023-2024 sezonuna. Bunun iki sebebi var, bir tanesi elbette sakatlıklar. Thiago ve Robertson gibi kritik isimlerin uzun dönemli sakatlıkları bir kenara örneğin bu maçta Jota ve McAllister'da olduğu gibi kısa vadeli sakatlıklar, Klopp'un hem ilk 11 hem de yedek rotasyonunu oturtmasını çok zor hale getiriyor. İkinci faktör de belli oyuncular özelindeki performans düşüklüğü sebebiyle yapılan değişiklikler, bunu özellikle hücum rotasyonunda hissetmek mümkün.

Arsenal maçında da yine yepyeni bir 11 vardı karşımızda, Darwin'in formsuzluğundan kaynaklı olarak ileri uçta Gakpo'yu gördük, sakatlığı bulunan McAllister yerine de Curtis Jones sol içteydi. Sahadaki 11'in birbirleriyle oynama alışkanlığının bulunmadığı maalesef çok göze çarptı, hatta henüz 4. dakikada duran toptan yenen golü de ekip içi iletişimsizliğe vurmak yanlış olmaz, o topa Gabriel kafayı uzatmasa boşta bekleyen en az 2 Arsenal oyuncusu daha bulunmaktaydı. Liverpool'un skoru eşitleyen golü de yine bir takım organizasyonu yerine tamamen Trent-Salah ikilisinin bireysel yetenekleriyle ürettikleri bir pozisyon üzerinden geldi. Kadro olarak böylesine zorlu bir süreçten geçen Liverpool için büyük şans Trent ve Salah'ın bireysel performans açısından formda bir sezon geçiriyor olmaları.

Bunun dışında ilk 11'deki düzenlilik sorunuyla açıklanamayacak başka önemli bir detay vardı sahada göze çarpan, Arsenal'in özellikle orta sahada kurduğu fiziksel dominasyon. Klopp takımlarının fiziksel olarak daima rakiplerinden üstün olmalarına alışkınızdır ama bu maçın fiziksel mücadele açısından kazananı net bir şekilde Arsenal'di, orta saha üçlüsündeki üstünlüklerini çok iyi değerlendirerek, bunu da öndeki Saka-Jesus-Martinelli üçlüsünün patlayıcılığıyla birleştirerek kaptıkları toplarda doğrudan Liverpool kalesine inmeyi hedeflediler ve ciddi tehlikeler de yarattılar. Bu tablo altında işin skor açısından Liverpool adına tatsız yerlere gitmemesinin en önemli sebebi tandem performansı idi, özellikle Konate harika bir oyun ortaya koydu, Liverpool adına maçın yıldızıydı hatta. Ocak transfer dönemi Liverpool'un sezonunun geri kalanının nasıl geçeceği noktasında belirleyici olacak, özellikle ileriye net bir hamle şart gözüküyor Darwin ve Diaz'ın mevcuttaki düşük performansları baz alındığında.

8 Aralık 2023 Cuma

Galatasaray Notları & Galatasaray: 3- Adana Demirspor: 1

 

Davinson'un sakatlığı sebebiyle mecburi olarak oynayan Nelson'u bir kenara bıraktığımızda ideal 11'den 4 isimi değiştirerek sahaya çıktı Okan Buruk. İleride Kerem'i sola atarak Ziyech-Zaha yerine Tete-Mertens, ortada Kaan yerine Demirbay ve son olarak (aralarından en radikali) sol bekte Angelino yerine Barış Alper. Birbirleriyle oynama alışkanlığı limitli sayılabilecek böyle bir oyuncu grubundan beklenmeyecek derecede akışkan bir oyun vardı ilk devrede Galatasaray adına. Özellikle set oyunu olarak ligdeki en etkili devrelerden birini izlediğimizi söyleyebiliriz, ilk yarıdaki performans Ankaragücü maçının ilk devresi ile en üst sıralara konulacak düzeyde idi şu ana kadar oynanan maçlar arasında. Tek fark, Ankaragücü maçında iyi oyun skora dönüşmemişti, bu sefer Boey ve Kerem'in golleriyle 2-0 yakalandı.

Devreye girmeden önce gelen Adana penaltısı ikinci yarının hikayesini komple değiştirdi. Nitekim ilk devrede Galatasaray'ın dominant oyununa cevap veremeyen, ileride tehlike yaratmak bir kenara dursun geriden topla çıkmayı dahi başaramayan bir görüntüsü vardı Adana'nın, skoru da ellerinden kaybettikleri noktada oyun akışı içinde bir gelişme ile maça ortak olmaları çok zor idi, tam o noktada Nelsson'un yaptırdığı penaltı imdatlarına yetişti. İkinci devrede, özellikle 65-85 arasında maçın tamamen Adana'nın kontrolüne geçmesini, Galatasaray'ın ne oyunu soğutacak ne de maçı koparacak hamleyi yapamamasını ise muhtemelen akılların Kopenhag maçında olması açıklıyor. Takım sezon içerisinde önde olduğu maçları kapatma konusunda çok hünerli gözükmedi ama bunun puan kaybına dönüşmesini de çoğunlukla engelledi. Bu maçın senaryosu da hem ikinci devrede krize giren oyun, hem de skor olarak yine bir şekilde iki farklı galibiyetle çıkılması açısından benzer oldu.

Bireysel performans açısından fazla sivrilen veya tam tersi takım ortalamasının altında gözüken bir isim yoktu. Torreira, Boey, Abdülkerim artık alışık olduğumuz standardlarını yine sahaya koydular, Boey bu performansı bir de golle süsledi. Barış Alper özellikle orta-alt kademe lig maçlarında sol bek için bir alternatif olabileceğini gösterdi. İleride ise Tete maçın yıldızı olmaya aday bir performans gösterdi ancak harcadığı pozisyonlar sebebiyle bunu asist veya gol olarak realize edemedi. Galatasaray'ın çoğu pozisyonda derin bir kadrosu var ve Okan Buruk bu kadroyu 13-14 kişilik bir rotasyona hapsetmemek için özel bir çaba gösteriyor, bu yaklaşımın getirilerini Galatasaray'ın sezon içinde uzun vadede alacağı aşikar.